BEYİNDE NANO TEKNOLOJİ DEVRİMİ

7/1/2007


Bilimadamları beyni hasarlı ve kör olan hayvanları nanoteknolojiyi kullanarak iyileştirmeyi başardıklarını söylüyor.

Uzmanlar bilimde bir devrim olarak ifade edilen nanoteknolojinin bu sorun karşısında işe yarayıp yaramayacağını sınamak üzere, önce kobay olarak belirlenen hamsterlerin görüşü sağlayan optik sinirlerini kesti. Böylece kemirgenler kör oldu. Bunun ardından kopuk olan noktaya nanotanecikler yani mikroskopik büyüklükte tanecikler içeren bir sıvı enjekte edildi. Sıvının yardımıyla sinirler kendilerini onardı ve görüş imkanı geri kazanıldı. Araştırma sonuçlarını Ulusal Bilim Akademisi'ne sunan ekip bu yöntemin ileride onarım amaçlı beyin ameliyatlarında da kullanılmasını umuyor. Kazalardan sonra merkezi sinir sisteminde meydana gelen ezilme ve hasarı onarmak nöroşirüji uzmanları açısından en zorlu alanlardan birisi. Sinirlerin yeniden gelişmesini sağlamak oldukça güç. Çünkü yaranın kabuk dokusu oluşturması, uyaran akışını engelliyor.
PEPTİTLER KÖPRÜ KURDU
Amerika Birleşik Devletleri'ndeki Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) uzmanları ile Hong Kong Üniversitesi'nden bir ekip bu güçlüğü atom ve molekül gibi son derece küçük birimlere başvurulan nanoteknoloji ile çözmeyi seçti. Nanoteknoloji adını milyonda bir anlamına gelen nano sözünden alıyor. Bir nanometre, bir milimetrenin milyonda biri kadar. Uzmanlar hamsterlerin beynine, tüm canlıların yapıtaşında bulunan peptit moleküllerini içeren bir solüsyonu enjekte etti. Doku 24 saat içinde kendisini onarmaya başladı. Sadece beş nanometre büyüklüğündeki peptit molekülleri beyinde bir çeşit iskele oluşturacak şekilde birleşti. Bu da kopuk sinir parçaları arasında bir köprü kurdu. Kobayların beyin dokusu bu iskele etrafında yeniden gelişerek boşluğu kapattı. Üstelik yara dokusu oluşturmadı. MIT uzmanlarından Doktor Rutledge Ellis-Behnke, "Beyin 24 saat içinde kendisini onarmaya başladı. Daha önce hiç böyle bir şey görmemiştik" diye konuştu. Araştırmada büyüme çağındakilerin yanı sıra yetişkin olmuş ve sinir gelişimi durmuş hamsterler de incelendi. Ellis-Behnke, yetişkinlerin beyninde de gelişme sağladıklarını belirtiyor. Tedavide kullanılan peptidler daha sonra vücut tarafından zararsız bir madde haline gelecek şekilde parçalanıp üç dört hafta içinde idrarla atıldı. Bu çalışma henüz tıpta kullanılma noktasından çok uzak. Ancak uzmanlar en azından sinirleri yenileme önündeki ciddi bir engeli aştıklarına inanıyorlar. Doktor Ellis-Behnke, bu yöntemin ilk aşamada beyin ameliyatı geçiren hastalarda neşterin verebileceği zararı azaltmak için kullanılabileceğine inanıyor. Nihai hedef ise, beyin kanaması, kaza ve travma sonunda beyinde oluşan sinir kopmalarını tedavi etmek olacak.

BU CEP SARHOŞ ŞÖFÖRÜ BİLİYOR.

7/1/2007


Japonlar, nefesini “koklayarak” taksi veya otobüs şoförünün alkollü olup olmadığını tespit edebilen cep telefonu geliştirdi.

“Alc-Mobile” adlı telefon, polisin alkolmetresi gibi kandaki alkol oranını ölçüyor. Akıllı telefonun en büyük farkı ise test sonucunu taksi ya da otobüs şirketinin bilgisayarına anında gönderebilmesi. Şoför, ölçüyü kaçırmışsa anında alarm zilleri çalıyor.


Alkollü şoförün telefondan kurtulması da imkansız çünkü teknoloji harikası alet, fotoğraf çekerek üzerindeki küresel yer tespit sistemi sayesinde nerede olduğunu gösteren sinyal yayabiliyor. Telefon kiti, 575 euroluk fiyatına rağmen Japonya’da büyük rağbet görüyor.

Türk robotu Asım Asimo’nun izinde

24/12/2006

ODTÜ Robot Topluluğu, güneş arabalarından sonra yeni hedefini belirledi: Teşrifatçı robot Asimo’nun Türk versiyonunu yapmak.


Formula-G, diğer adıyla Güneş Enerjili Arabalar Yarışması, alternatif enerjiler içerisinde yıldızı parlayan güneş enerjisinin tanıtımında önemli yer tutuyor. Türkiye Bilimsel Araştırmalar Kurumu’nun (TÜBİTAK) iki yıldır düzenlediği yarışmanın ilk şampiyonu ODTÜ Robot Topluluğu, Meş-E adını verdikleri araçlarıyla ilgi odağı haline gelmişti. Meş-E’nin geçmişi 2004 yılına dayanıyor. Elektrik Mühendisliği Bölümü’nde okuyan Murat Şenol, Makine Mühendisliği öğrencisi Emre Songür ve bir Fizikçi adayı olan Şahin Kureta’nın isimlerinin baş harflerine bir de ‘E’ eklenince Meş-E ortaya çıkmış.

Üçlü, memleketleri İzmir’de ‘misket-bilye’ anlamına gelen meşeyi isimlerinin ilk harfleriyle oluşturmanın sevinciyle güneş enerjili araba yarışmasına katılmaya karar verir. Ellerinde olan üç-beş kuruşla iki adet bisikletten bozma bir formula aracı yapmakla işe başlarlar. Bir kaynakçıyla anlaştıktan sonra oluşturulan şase, Ulus’tan ODTÜ’ye kadar pedal çevrilerek getirilir. Sponsor çalışmaları, tasarımlar derken Meş-E.v.0.1 tamamlanır. Temmuz 2005’te İstanbul Park’ta düzenlenen yarışmayı, 8 tur atarak bitirebilen tek araç olur Meş-E.

HİDROMOBİLLER 2007’DE PİSTLERDE

Ancak 2005’teki birincilik, teknik arızalar sebebiyle 2006’da İTÜ’ye kaptırılır. Yarışmadan iki gün önce taktıkları yeni motorun yandığını söyleyen topluluk başkanı makine mühendisliği ikinci sınıf öğrencisi Akif Hacınecipoğlu, yarışmaya eski motorla katılmak zorunda kaldıklarını belirtiyor. Ekip, diğer araca temas ettiği gerekçesiyle bekleme cezası da alınca sekizinciliğe kadar geriledikleri yarışı üçüncü bitirebilmiş. Yedi beygirlik motoru olan üç tekerlekli Meş-E, saatte 72 km hıza ulaşabiliyor. Beş metrekarelik panelleriyle 2-3 saatte şarj olan araç, hiç güneş almadan düz yolda 150 km yol alıyor. Trafiğe çıkmayan aracı ODTÜ kampusundaki deneme sürüşünde görmek mümkün.

Projenin danışmanı Doç. Dr. İlhan Konukseven, alternatif enerjiye olan talebin yakın gelecekte büyük ölçüde artacağına inanıyor. “Dünyadaki rezervlere bakıldığında 50 yıllık bir süreçte bu kaynakların tükeneceği görülüyor.” diyen Konukseven, bu süre zarfında dönüştürülebilir enerji kaynaklarının ‘yeni egemen güç’ olacağına değiniyor. Hazırlık çalışmalarının uzun zamandır yapıldığını, enerji devlerinin de buna hazırlandığını, en büyük güneş paneli üreticilerinden birisinin BP olduğunu hatırlatıyor.

ASİMO’NUN YERİNE ASIM MI GELİYOR?

Formula-G yarışlarına duyulan ilginin artmasıyla TÜBİTAK, gelecek sene Formula-G ile birlikte aynı gün hidrojen enerjisiyle çalışan arabaların yarışacağı ‘Hidromobil’in de düzenleneceğini duyurdu. Yarışmaya ilk başvuranlar arasında olan ODTÜ Robot Topluluğu yeni aracın tasarımlarına ve sponsor arayışlarına çoktan başlamış.

Türkiye’nin ilk resmi robot topluluğu olan ODTÜ Robot Topluluğu, ders dışı etkinliklerle robotları tanıtmayı da amaçlıyor. Bu amaçla halka açık çeşitli etkinlikler gerçekleştiriliyor. 25 kişilik topluluk, 2000 yılından bu yana aktif. 2002’den bu yana da her yıl ODTÜ Robot Günleri’ni düzenliyor. Etkinlikler kapsamında tüm okullara açık bir robot yarışması düzenleniyor. Birbirlerini belirli bir alanın dışına itmeye çalışan sumo robotlar, yola çizilmiş çizgileri takip eden ‘çizgi izleyen’ robotlar kıyasıya yarışıyor. Meş-E’nin mucitleri bu yarışmalara da önderlik ediyor.

Topluluğun en önemli projelerinden birisi de sürekli kendini yenileyebilen bir robot. ODTÜ’de bulunan müzeyi ziyaretçilere tanıtması hedeflenen robotun boyun, kafa ve göz hareketlerini yapabilmesi planlanıyor. Sunum için konuşma yeteneğine sahip olacak robot, müze içinde bir çizgiyi takip ederek otomatik olarak duracağı yeri bilecek, durduğu yerde sunumunu yaparak müzeyi tanıtacak. İlk etapta ‘teşrifatçılık’ yapacak robotun daha sonraki aşamalarda, gelen ziyaretçileri tanıması, sorulan sorulara cevap vermesi, hatta soru sorduktan sonra aldığı cevaplara göre konuşmaya devam etmesi hedefleniyor. Tam otonom olması planlanan robot için henüz bir isim düşünülmemiş.

Kim bilir, belki de Güney Kore’nin meşhur Asimo’sundan ilhamla ‘Asım’ derler!... Asım’ın teşrifatçılığa başlayacağı günü dört gözle bekliyoruz.

Otomobil ile bilgisayar rakip oluyor

22/12/2006

 

Otomobillerde yer alan elektronik bileşenlerin oranı her geçen gün ile artıyor. Global otomotiv endütrisinin otomobil elektroniğine yaptığı yatırımı sürekli artırması, bu yöndeki gelişimin hızlanacağının göstergesi.

Farklı bilişim sistemleri üzerinde çalışan yan sanayi şirketleri arasındaki veri entegrasyonunu sağlamaya yönelik çözümler sunan Seeburger'in Ürün Ömrü Yönetimi Bölüm Müdürü Şeref Erkayhan, Taşıt Araçları Yan Sanayicileri Derneği'nin (TAYSAD) seminerinde, ilginç rakamlar verdi.

Erkayhan, 2000'de otomobillerin parçaları içinde yüzde 22 paya sahip olan elektronik aksamın payının 2010'da yüzde 70'e yakın artarak yüzde 37'ye ulaşacağını belirtti.

                                              2000         2010
Mekanik aksam    (yüzde)              61            51
Hidrolik aksam     (yüzde)              14              7.5
Pnömatik aksam  (yüzde)                3              4
Elektronik aksam (yüzde)              22            37

Volkswagen'in Phaeton modelinin özellikleri işin geldiği noktayı ortaya koyuyor. Phaeton'da 61 adet kontrol ünitesi, yaklaşık 4 kilometre kablo, 3 data iletim sistemi, 2500 sinyal tipi ve 50 MB'lik data saklama ünitesi bulunuyor.

Yüksek hızlı 8 GB'lik SD bellekler geliyor

22/12/2006
  
Toshiba'nın 8 GB kapasiteli yeni SD bellek kartı ocak ayının başından itibaren Japonya, Kuzey Amerika ve Avrupa'da satışa sunulacak.

Class 4 yüksek hızlı data yazma özelliğine sahip olması, karta en düşük yazma hızının 4 MB/s olduğu anlamına geliyor. Yaklaşık üç saatlik yüksek tanımlılıklı video görüntüsü saklayabilecek olan bellek kartının Japonya satış fiyatı 340 dolar olacak.

Elecom firması da aynı özelliklere sahip bellek kartının piyasaya çıkışı için ocak ayı başına işaret ediyor.

Ocak ayının başında piyasaya çıkacak bu kart da Class 4 özelliğine bağlı olarak 4 MB/s'nin üzerinde hıza sahip olmayı garantilerken firma yetkilileri yazma hızını 7 MB/s olarak belirtiyor. Elecom marka kartın fiyatı da 343 dolar olacak.

Saniyede 3 DVD'lik internet

22/12/2006

Siemens fiber-optik kablo üzerinde saniyede 107 gigabitlik data aktarma hızına ulaştı. Data aktarımını hızlandırmak için yapılan çalışmalardaki bu en son gelişme, saniyede 13 gigabyte yani 3 DVD dolusu içeriğin üzerinde datanın aktarılması anlamına geliyor.

Siemens'in 100 millik bir mesafede ulaştığını açıkladığı hız, fiber optik kablo üzerinden şimdiye kadar gerçekleşen en yüksek hız olarak kaydediliyor.

Bir saniyede 3 tane DVD dolusu datanın aktarılmasını sağlayan 107 gigabit gibi süper aktarım hızları, önümüzdeki dönemde çok daha fazla yoğunlaşması beklenen, online oyun, müzik ve video gibi multimedya içeriği için de gerekli altyapı desteği sağlayacak.

Siemens'in geliştirdiği yeni data gönderip alma mantığında, data optik işarete dönüştürülür ve geri alınırken bütün işlem elektronik olarak gerçekleşiyor. Şu andaki mevcut sistemde ise data transferi gerçekleşmeden önce sinyaller daha küçük ve sayıca daha fazla hale getiriliyor. Bu işleme çoğullama (multiplexing) adı veriliyor.
Daha sonra tekrar optik sinyalden elektrik sinyaline dönüştürülüyor. Bu yöntem hem ağ kapasitesini düşürüyor hem de de maliyetleri artırıyor.
 
Siemens'in, Micram Microelectronic, The Fraunhofer Institute for Telecommunications ve The Eindhoven Technical University işbirliği ile gerçekleştirdiği deneme ile ilgili ilk prototip ürünleri 2010 yılı sonunda çıkarması bekleniyor.

 

ESA'nın gözü Türk uydusunda

22/12/2006

Ankara (AA)- Ay'a insanlı uçuş yapmayı ve sonrasında ''Ay Üssü'' kurmayı planlayan Avrupa Uzay Ajansı (ESA), 2008'de uzaya fırlatılması öngörülen ilk Türk yapımı RASAT uydusuyla yakından ilgileniyor. Uydunun, ESA işbirliğinde uzaya gönderilmesi gündemde.

Türkiye ile ESA arasında imzalanan ''Dış Uzayın Barışçıl Amaçlarla İncelenmesi ve Kullanılması Konusunda İşbirliği Anlaşması'' çerçevesinde olası işbirliği konularını görüşmek üzere ESA, hafta başında Türkiye'ye bir heyet gönderdi. TÜBİTAK yetkilileri ile bir dizi toplantı gerçekleştiren ESA temsilcileri, 2007 yılında izlenecek eylem planına da son şeklini verdiler.

Üye 17 ülkenin kaynaklarını kullanarak ''Avrupa Uzay Programı'' oluşturmaya çalışan ESA, 2018 yılında Ay'a insanlı uçuş yapmayı ve sonrasında burada ''Ay Üssü'' kurmayı planlıyor. Mars'a da insanlı uçuş planlayan ESA, Mars'a öncelikle robotlar göndermeyi hedefliyor.

TÜRK MUCİTLER LAZER ÜRETTİ

8/12/2006
ABD, İsrail, İngiltere ve Hindistan'da savunma sanayiinde kullanılan ve üretim yöntemi sır gibi saklanan lazer, Türk mucitler tarafından üretildi.

Özelleştirme Sosyal Destek Projesi (ÖSDP) kapsamında Adana Sanayici ve İşadamları Derneği'nce (ADSİAD) hazırlanan ve Dünya Bankası tarafından desteklenen Adana İş Geliştirme Merkezi (İŞGEM) bünyesindeki Ment-Isoft firması çalışanları tarafından üretilen lazer tekstil sektöründe kullanılmak üzere üretildi. Firma sahibi Alpay Bekret, yaptığı açıklamada, ürettikleri lazerin geliştirildiği takdirde savunma sanayiinde silah ve mayın tespiti, kilometrelerce uzaktaki sesleri dinleyebilme ve veri alabilme gibi özelliklere sahip olduğunu söyledi. Dünyada sadece ABD, İsrail, İngiltere ve Hindistan'ın özellikle savunma sanayiinde silah olarak kullandığı lazerin üretim yönteminin sır gibi saklandığına dikkat çeken Bekret, "Türkiye'de lazer üretimi yok. Dolayısıyla Türkiye, birçok sektörde kullanılan lazeri, dışarıdan en az 4-5 bin dolara ithal ediyor. Biz patentini aldıktan sonra bu lazeri 200-300 dolar gibi fiyata satmayı planlıyoruz" dedi.

Türkiye'de enerji üretimi sıkıntısı yaşandığına da dikkat çeken Bekret, lazer ışınlarının soğuk füzyona uğratılmasıyla enerji elde edilebileceğini kaydetti. Lazerin kullanım alanlarının türlerine göre değişebildiğini belirten Bekret, şunları söyledi:

"Lazer birçok hassas sektörlerde kullanılabiliyor. Bir mermer, dağdan kesme makineleriyle blok halinde kesilirken, kırıklar oluşuyor. Ancak lazerle yapılacak olan işlem kusursuz oluyor. Çünkü, lazer ışını bir jiletten 30 kat daha keskin ve ince. Böyle olunca da hata yapma oranı sıfıra iniyor. Bir cismin içini açmadan içindeki alana müdahale yapılması somut makinelerle mümkün değilken, lazer cismin içine işleyerek üst katmana zarar vermeden içine müdahale edebiliyor. Lazere sahip olan ülkeler daha çok savunma sanayiinde kullanıyor. Teklif gelmesi halinde geliştirerek Türk savunma sanayisine katkı sağlayabiliriz. Bu konuda tekliflere açığız" diye konuştu.

Lazerin mucitlerinden Adnan Işık ise yaklaşık 3 yıldır üzerinde çalıştıkları lazeri yaklaşık 70 bin dolara mal ettiklerini belirterek, "Önemli olan bu lazeri üretebilmekti. Biz lazeri yönlendiren kontrol mekanizması tüpü ve bu tüpün içerisindeki kimyasalları üretebildik. Sıra bunu geliştirmekte. En çok 30 wolt civarında bir güce ulaşabildik. Ama bu lazer ABD'de ilk kez üretildiğinde 0,5 wolt güç yapılabilmişti. Yani bunu başarmamız oldukça büyük bir gelişme. Biz tekstil amacıyla ürettik ama geliştirildiği takdirde savunma sanayi ve daha bir çok alanda kullanılabilir" dedi.

Cep telefonunun yeni silahı: İnternet

7/12/2006

Finlandiyalı mobil iletişim cihazları devi Nokia, 29-30 Kasım tarihlerinde Amsterdam’da düzenlediği Nokia World 2006 konferansında sadece yeni ürünlerini değil, mobil sektörün geleceğine ilişkin vizyonunu da paylaştı.

Nokia CEO’su Oli-Pekka Kallasvuo etkinlikte, 2010 yılında dünya genelindeki cep telefonu abone sayısının 4 milyara ulaşmasının beklendiğini, bu pazarda en önemli itici gücün ise İnternet olacağını belirtti.

Kallasvuo, mobil sektördeki büyümenin, tahminlerden çok daha hızlı gerçekleştiğini ve 2007 yılında 3 milyar abone eşiğine ulaşılacağını açıkladı. Ayrıca, 2010 yılında dünya genelinde cep telefonu abone sayısının 4 milyara ulaşacağına ilişkin tahminler de katılımcılarla paylaşıldı.

 Gelişmiş ve gelişmekte olan pazarlarda müzik, mobil TV ve navigasyon hizmetleri büyümede en önemli etken olacak. Özellikle gelişmekte olan pazarlarda giderek daha çok sayıda insan, ilk kez PC’den değil, cep telefonlarından İnternet’e bağlanmaya başladı. Nokia da, bu saptamaları yaptıktan sonra, bu yıl küresel değişim pazarının toplam pazar içindeki payının %65’e ulaşacağını, bu rakamın 2010 yılında %80’in üzerine çıkacağının tahmin edildiğini belirtti.

 

Oli-Pekka Kallasvuo, Nokia World 2006’da şunları söyledi: “Mobil iletişim hâlâ pek çoğumuzun tahmininden çok daha hızlı değişiyor ve henüz olgun bir pazar haline gelebilmiş değil. İnternet yaşam ve iletişim biçimlerimizi önemli ölçüde değiştirdi; Nokia’nın büyüme sürecindeki yeni aşamalarda da İnternet’in büyük rol oynayacağını düşünüyoruz. İnternet’te yeni dalga, tüm uygulamaların gerçek anlamda mobil hale gelmesi, insanların birbirlerine bağlanmak ve her yerden bilgiye ulaşmak için yeni yollar yaratması olacak. Nokia da bu yeni dönemde en ön saflarda yer almayı ve İnternet ile mobilite kavramlarını tam anlamıyla birleştiren şirket olmayı hedefliyor.”

 

Nokia yetkilileri ayrıca, cep telefonu abone sayısındaki artışın yarısından fazlasının, Çin ve Hindistan da dahil olmak üzere Asya-Pasifik bölgesinde gerçekleşeceğine ilişkin tahminlerini paylaştı.

Nanoteknoloji Geliştirilecek

7/12/2006

Nanoteknolojiyi çok daha ileri boyutlara taşıyabilecek, kalkınmayı sağlayacak insanlar yetiştirmek ve teknoloji üretmek amacıyla gereken çalışmaların yapılması, kurumsal ve yasal eksikliklerin giderilmesi amacıyla Meclis Araştırması açılması istendi.

CHP Manisa Milletvekili Nuri Çilingir ve arkadaşlarınca hazırlanarak TBMM Başkanlığına sunulan önergede, mevcut dünya koşullarının, her ulusu, kendi teknolojik programını hayata geçirip, bunun devamını sağlamaya ve daha da ileri götürmeye sevk ettiği belirtildi.

Türkiye'nin de gelişip, kalkınmak için kendi teknoloji programını oluşturmak ve bunu daha yüksek seviyelere çıkarmak zorunda olduğu vurgulanan önergede, bunu sağlayacak yeniliklerin başında “nanoteknoloji”nin geldiği bildirildi.

Nanoteknolojinin, çok küçük boyutlara (metrenin milyarda biri) inilerek gerçekleştirilen bir teknoloji olduğu hatırlatılan önergede, nanoteknolojinin önemini kavrayan ülkelerin, bu alana büyük yatırımlar yaptığı ve konuyla ilgili yoğun çalışmalara başladıkları ifade edildi.

Türkiye'nin de nanoteknolojiyi, devlet siyasetinin önemli bir parçası haline getirmesi gerektiğine işaret edilen önergede şöyle denildi:

“Nanoteknolojiyi çok daha ileri boyutlara taşıyabilecek, ülkemizi gelişmiş uygarlık seviyesine çıkaracak, kalkınmayı sağlayacak insanlar yetiştirmek ve teknoloji üretmek amacıyla, devletimizin hem siyasi hem ekonomik hem de sosyal anlamda çok daha büyük yardımlar sağlaması, idari kurumsal ve yasal düzenlemenin yapılması, koordinasyonun sağlanması ve konuyla ilgili eksikliklerin giderilmesi amacıyla Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.”

« Önceki :: Sonraki »

Blogcu ile yapıldı

"http://www.youtube.com/v/a5zst4FAMTs&rel=1">